
Askerdeydim malum sıkıntıdan, koğuşta kendimizi gazetelerin sudoku eklerine verdiğimiz zamanlar. Bir haber gözüme çarptı uçurumdan atlayan keçinin arkasından atlayarak telef olan 350 koyun.
O günden beri, gazete ve televizyonlardan duyduklarıyla karşıma gelen insanlar hep koyun gibi gelmiştir gözüme.
Toplumumuzda özellikle şöyle bir adet var: Basın dediyse doğrudur!
Ana haber bültenlerinde en çok süre verilen partilerin iktidar olması, tüm uzun saçlı gençlerin bir dönem satanist etiketi yemesi, gazetelerin spor eklerinde hayali futbolcu diyalogları gibi birçok örnek var önümüzde.
Empati yapıp tartmak lazım, lütfen keçilerin peşinden atlamayalım.
Keçi, koyun haberi: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/4810709.asp?m=1&gid=69&srid=3047&oid=6
Efsanevi bir spor asparagasıyla bu yazı burada biter:
İbo Jordan'ı şaşırttı
NBA şampiyonluğu için Utah Jazz'la final serisi maçlarına çıkan c. bulls'lu yıldızlar, türkiye'deki transfer rakamlarına inanamadı. Jordan, İbrahim Kutluay'ın aldığı transfer ücretini duyunca, ‘‘dalga mı geçiyorsun’’ derken yüksek rakamları eleştirdi.
Bulls'un uğur merkezi
Yer: Chicago Drake Otel. Burası, bulls'un karargahı. Otelin alt katında blues bar var. Ve burası Chicago Bulls oyuncuları için uğur merkezi. "Ne zaman bir maçtan önce buraya gelirsek kazanıyoruz" diyorlar. Ve bu otele basın mensuplarının girmesi yasak. Ancak büyük tesadüf, Türkiye'den rezervasyonumuzu buraya yaptırmışız. Çaresiz bizi kabul ediyorlar. Tek şartları var; fotoğraf çektirmemek. "Tamam" diyoruz.
Yine mi Efes?
Blues Bar'da, Michael Jordan, Scottie Pippen, Toni Kukoç, Luc Longley, Jud Buechler, Steve Kerr birarada. Ve sonra güzel bir sohbet başlıyor. Önce Avrupalı Toni Kukoç geliyor. ve ilk sorusu, "Türkiye'de kim şampiyon oldu, gene mi Efes?" diye soruyor. "Hayır" diyorum, "Ülker oldu bu sene." "Değişiklik iyi" diyor Kukoç ve ekliyor, "Ama Ülker bir türlü Avrupa'da iyi yerlere gelemiyor."
Avrupa, ilkokul
Biz Kukoç'la Avrupa'daki basketbolu konuşurken Scottie Pippen araya giriyor, "Siz neyi konuşuyorsunuz? Avrupa hala bizim ilkokulumuz" diyor. Kukoç dönüp ona cevap veriyor, "Ama ben Avrupa'dan geldim". Başta Jordan olmak üzere diğerleri takılıyorlar, "Hala ilkokuldasın." sonra "Türkiye'yi tanıyor musunuz" diye soruyorum.
Jordan'ın yorumu
Hepsinde ufak tefek bir imaj var. Ama en iyi bilgiyi Kukoç veriyor. "Biliyor musunuz, Türkiye'de ortalama bir oyuncu yılda 2 milyon dolar kazanıyor." İşte burada basketbolun efsanevi adamı Michael Jordan lafa giriyor, "Yanlış yapıyorsunuz. dışarıdan oyuncu alarak, para vererek, onları transfer ederek hiçbir yere varamazsınız. Kendi ürününüzü kendiniz yetiştirmeniz gerekir."
Dalga geçiyorsun?
Bu arada, İbrahim Kutluay'dan bahsederek devreye giriyorum, "Bir Türk oyuncu, bir başka kulübe yaklaşık 10 milyon dolara transfer oldu" diyorum. Cevap hemen geliyor, "O zaman niye NBA'e gelmedi. NBA'de 10 milyon dolarlık transfer yok." İbrahim'in 3 yıl için 5.5 milyon dolar alacağını söylüyorum, "Dalga geçiyorsun" diyip devam ediyor:
Para vermelisin
"Bu parayla NBA'den takımı Avrupa'da kupalara taşıyacak oyuncular alırsınız, doğru düşünün. Basketbol parayla oynanmaz. Elbette para kazanılır. Ama önce oyuncu basketbol oynamayı istemeli. İşler paraya geldi mi belirli bir noktadan sonra olmalı. Yani benim gibi. Attığım adım para. Sana şimdi bunları söylüyorum, bunlar da para olmalı."
Denge gerek
Bu sırada Scottie Pippen devreye giriyor, "Türkiye'nin yükseldiğini duyuyorum. ama ne olduğunu bilmiyorum. Fakat bu paralar çok. Önce dengeyi kurmak gerek". Ve sonra yeniden NBA'e dönüyoruz. Hepsi, "Biz Utah'ta bir maç kazanmamız gerektiğini biliyorduk. Onu yaptık ve bundan sonra da işi bitireceğiz" diyorlar.
Esat yılmaer

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder